Akçaabat Hakkında

Akçaabat, Trabzon ilinin bir ilçesi olup, Vakfıkebir ve Çarşıbaşı’nın doğusunda, Trabzon’un 13 km. batısında, Düzköy ve Maçka’nın kuzeyinde yer almaktadır. Trabzon ilinin nüfusu ile en büyük ilçesi olan Akçaabat, köftesiyle ve horonuyla meşhurdur. İlçede 90’lı yılların sonuna kadar, tütün oldukça önemli bir yere sahipti. Yöre halkı tarafından Akçaabat, il içinde il olarak görülür. Akçaabat’ın futbol takımı Cumhuriyet’le yaşıt olup, Türk futbolunda 1. Lig’e çıkan ilk ilçe takımıdır.

Kentin bilinen en eski adı Platana olup, Yunanca “çınar ağacı” anlamına gelmektedir. 19. yüzyılda bu adın deforme edilmesiyle Pulatane, Pulathane adları oluşturulmuştur. Bıjışkyan (1817) seyahatnamesinde kentin adı hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “Platana, altı mil uzakta Yoros Koyu’nun içinde bir kasabadır. Platana çınar ağacı demektir, çünkü eskiden bura halkı aynı ağaca tapardı. Bununla beraber, bazıları Polathane yani ‘demir fabrikası’ olarak zikrederler” Kentin adının ticaretin gelişmesi ve paranın bolluğundan dolayı, beyaz evlerinden dolayı veya eski Türkçe’den kaynaklanan batıdaki şehir anlamına geldiği de iddia edilmiştir.

Türkler ilçeye 12. yüzyıl’dan itibaren Selçuklu döneminde Türkmen beylerinin bölgeyi fethetmesiyle yerleşmeye başlamışlardır. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında fethedilen Akçaabat’ta Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapıt ve izlere rastlamak mümkündür. Akçaabat‘ın, Osmanlı dönemine ait kaynaklarda şehir merkezi “Pulathane”, ilçe geneli ise “Akçeabâd” olarak geçmektedir. Cumhuriyet döneminde büyük bölümü Yunanca olan Akçaabat köy adları da değiştirilerek yerlerine Türkçe isimler konulmuştur.


Akçaabat İşgali

Ne zamandır düşlerimizi bölen top sesleri, son umutları da parçaladı. Ordu birlikleriyle bütünleşen yöre halkının canını dişine alarak direnmesine karşın 18 Nisan 1916’da Doğu Karadeniz’in odak noktası olan Trabzon düşman eline geçti. Trabzon’a giren Ruslar, ana kuvvetlerini batıya ve güneye doğru yönelttiler. Trabzon’dan batıya çekilen Türk birlikleri Akçaabat’ın Kalanima Deresi sırtlarında güçlü bir savunma hattı kurdu. Bunu öğrenen Rus’lar, 19 Nisan’da Akçaabat’ı denizden bombaladılar. Kalanima Deresi önlerine 5000 dolayında asker çıkardılar. Karadan da iki alayla Akçaabat üstüne yürüdüler. Ordu ve halk birliklerinin olanca güçleriyle karşı koymalarına karşın 20 Nisan 1916’da Akçaabat işgal edildi.

Hem karadan hem. denizden saldırıya geçen düşmanın baskın gücü karşısında uzun süre tutunamayan birliklerimiz Yeşiltepe, Hıdırnebi ve Yoroz tepelerine çekildi. Daha sonra Karadağ, Karaptal, Beypınarı yaylaları üs olarak seçildi. Birliklerimiz, bu hattın önündeki geçitleri keserek düşmanın iç kesimlere sızmasını önlemeye Çalıştı.

Akçaabat’ın Kurtuluşu

Ruslar, 20 Nisan 1916’da işgal ettikleri Akçaabat’ta yaklaşık 1 yıl 10 ay kaldılar. Burada kaldıkları süre içinde halka çektirilen çilenin yanısıra oldukça önemli bayındırlık işleri de gerçekleştirdiler.

Rusya’da kurulan sosyalist yönetimin işgal kuvvetlerini geri çağırması, Rus’lardan çok onların güdüınüne giren Rum ‘lar üzerinde şok etkisi yarattı. İşgal yıllarında Rus’lara yaslanarak yaptıkları soygunların, cinayetlerin hesabını vermekten kurtulmak için kaçacak delik aramaya koyuldular. Ülkelerine dönen askerlerin arasına karışıp Rus gemilerine binemeyenler, başka kaçış yolları aramaya giriştiler. Trabzonlu Hacı Hamdi Bey komutasındaki 37 .Tümen, Giresun’da 123.Alay ile birleşerek Trabzon’a doğru yola çıkar.

12 Şubat 1918: Antlaşma uyarınca işgal birliklerinin geri çekilmesinden yararlanan Ermeni çeteleri, ellerine geçirdikleri top ve makineli tüfeklerle Rus’lardan boşalan yerlerde her türlü soygun ve işkence yaptıklarından halkın can, mal, namus güvenliğini sağlamak üzere Kafkas Kolorduları Komutanlığına emir verilmiş, ilk adımda Kelkit kasabasıyla Köse ve Şadan sınırına dayanan yerler güvenlik altına alınmıştır.

16 Şubat 1918: Kafkas cephesindeki güvenlik kuvvetlerimiz, havanın elverişsizliğine karşın her adımda karşılaşılan çeteleri dağıtarak 15 Şubat 1918 tarihinde Kelkit kasabasının 28 km kuzeyinde bulunan Eşmede’ye vardılar. Aynı gün Görele’nin 30 km kuzeyinde Vakfıkebir kasabasına girdiler .Erzincan ve çevresindeki Ermeni çeteleri, Mamahatun’a (bugünkü Tercan) doğru kaçıyorlar.

18 Şubat 1918 : Askerlerimiz çevredeki çeteleri dağıttıktan sonra dünkü gün (17 Şubat Pazar) Pulathane’ye girdiler. Aynı günlerde dağlardaki Rum ve Ermeni çetelerini izleyen Yüzbaşı Kahraman Bey, o zaman Akçaabat’a bağlı olan Gökçeler köyünden Hamit Usta, Lermioğlu Osman ve İsmail, Yetimoğlu Mehmet Onbaşı, Aykut köyünden Ofluoğlu ..Hüseyin Çavuş, Maçka’nın Kaynarca köyünden Kazancıoğlu Omer Çavuş gibi çetecilerin yer aldığı 30 kişilik çetesiyle önce Gürbulak köyünü basmaya kalkışan Ermeni’lere karşı direnen Harakalı Mustafa Ağa ve kardeşi Eyüp Ağa’nın yardımına koştu. Rum’larla da işbirliği yapan Ermeni çetesini kovaladıktan sonra iç kesimleri taraya taraya kıyıdaki ordu birlikleriyle buluştu.

Bu arada Şalpazarı, Tonya ve Vakfıkebir’den gelen çeteciler Akçaabat tepelerini tuttu. Rus’ların elinde bulunan Kireçhane tabyasından açılan top atışlarıyla çetecilerin kasaba içine girmeleri önlendi. İşgal kuvvetlerinin çekilişi sırasında güvenliği sağlamakla görevlendirilen Rus devriyelerinin mahalle aralarındaki taşkın davranışları, göç edemeyip buralarda kalan yerli halkın ağır tepkileriyle karşılandı. 15 Şubat 1918 cuma günü, o zaman Lazlar diye anılan mahallenin (bugünkü Yenimahalle) büyüklerinden Hasan Topsakal, Birincioğlu Ahmet ve Şükrü Efendi’lerle, boş evleri yakmaya kalkışan devriyeler arasında çatışma çıktı. Günboyu süren çatışma. 6 ölü veren Rus devriyesinin geri çekilmesiyle sona erdi.

COPYRIGHT © 2006 – 2019 ÇELİK KARDEŞLER. All rIghts reserved. DesIgned by SANTRA DESIGN.